TPS Röportajları-2: Prof. Dr. M. Bülent Durmuşoğlu

M. Bülent Durmuşoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde profesör olarak çalışmaktadır. 40 yılı aşkın üniversite deneyimi, 30 yılı aşkın ise sanayi proje deneyimi vardır. İTÜ Endüstri Mühendisliği Anabilim dalında doktorasını 1986 yılında tamamlamıştır. Doktora konusu “Grup Teknolojisi Hücrelerinin Tasarımı” ile ilgilidir. O yıllarda yalın düşünme ifadesi olmamakla birlikte, o yıllardan beri yalın dönüşümü ülkemizde ismini koymadan düşünmeye başlamıştır. İlk projesi olarak 1989’da Pancar Motor A.Ş. için “Çok Yönlü Strateji Belirleme ve Geliştirme Ana Planı” üzerine geniş katılımlı 12 parçadan oluşan projenin dört parçasını hazırlamıştır. O yıldan itibaren onlarca KOBİ ve büyük ölçekli firmalarda yalın dönüşüme yönelik çalışmalarda proje danışmanı olarak katkılar sağlamıştır. Bunlardan üç firmanın tamamen yalına dönüştüğünü, halen bugün günümüzde dahi yalını sürdürdükleri ve sürekli geliştiklerini söyleyebilmektedir. Ayrıca sanayiye yönelik birçok uygulamalı eğitimler vererek yalın uzmanlar yetişmesinde rol oynamıştır.

Lisans düzeyinde “Bütünleşik Üretim Sistemleri” ile “Grup Teknolojisi ve Esnek Üretim Sistemleri”, yüksek lisans düzeyinde “Yalın Üretim ve Yönetim” ve doktora programında “Üretim Sistemlerinin Modellenmesi ve Tasarımı” derslerini vermektedir. İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi’nde 84 saatlik “Yalın Üretim ve Yönetim” Uzmanlığı Sertifika Programı’nın koordinatörlüğünü yapmaktadır. 14 tane doktora öğrencisi yetiştirmiştir. Bunlardan bir kısmı sanayide, bir kısmı ise doçent-profesör olarak üniversitelerde çalışmaktadır. 40’ı aşkın uluslararası saygın dergi ve kitap bölümlerinde yalın üzerine yayınları bulunmaktadır. Yalın Dönüşüm Yolculuğu kitabının yazarıdır.   

1) Yalın üretim başlığı altında çok fazla uygulama aracı var. 5S, kanban, standartlaştırma, tam zamanında üretim, değer akış haritalama, A3 raporu, kök neden analizi, hoshin kanri sistemi, SMED, TPM, asakai, oobeya vb. 30 yıllık sanayi tecrübesinden sonra sizin için en önemli, en temel araç hangisidir?

Tek seferde tek değişim kuralına göre araçlar seçilip uygulamaya alınmalıdır. Benim için en temel araç, üstte sayılmayan hücresel üretimdir. Akış yaratmanın en temel aracıdır.

2) Kitabınızda stokları azaltmanın, işletmede sorunları görünür kıldığından bahsetmişsiniz. Danışmanlık yaptığınız yerlerde düzenli olarak stok azaltma aktivitesi uyguluyor musunuz? Uyguluyorsanız nasıl bir yöntem izliyorsunuz?

Hücresel üretim ve kanban ile özellikle stokları kontrol altına alıyor, ardından kaizen ile stokları daha da aşağıya çekmeye çalışıyoruz.

3) Yine kitabınızda, “İlerideki rekabetin şirketler arası değil, tedarik zincirleri arasında olacağı şüphesizdir.” ifadesi yer alıyor. Bunun ben de kaçınılmaz olduğunu ve bu konuda geç kalındığını düşünüyorum. Henry Ford’un Today and Tomorrow kitabında anlattığı üzere, toplam akışı iyileştirme çalışmalarında geldiği son nokta şu şekildedir: 1926 yılında, demir cevheri çıkartmaktan, 5000’den fazla parçadan oluşan tamamlanmış ve sevkiyat için hazır olarak trene bindirilmiş bir araba elde etmenin akış zamanı 81 saatti. 96 yıl sonra, otomobil sektöründe böyle bir toplam akış zamanını gerçekleştiren hala yok.

Büyük üreticiler, “hız” kavramının neredeyse “kalite” kavramının önüne geçtiği bu dönemde, toplam akış zamanı üzerinde neden yeterince durmuyor sizce?

Ürün çeşitliliği birçok işletmede aşırı düzeyde arttı ve şirketler, muri ile mura yüzünden akış sürelerini kısaltamamaktadır. Ayrıca halen geleneksel yapıda, akış süresinden daha önce maliyet muhasebecilerinin sözüne iş sahipleri kulak vermektedir.

Bu arada otomotiv dışındaki diğer sektörlerde tedarikçiler, son derece ilkel şartlarla geleneksel üretim yapmaktadır. Bu da akış sürelerinin artmasında çok önemli nedenlerden biridir.

4) Eliyahu Goldratt, yazdığı Amaç kitabının sonundaki Devlerin Omuzunda Yükselmek makalesinde TPS’nin sınırları olduğunu ve üç konuda istikrar talep ettiğini söylüyor.

  • Prosesler ve ürünler uzun bir süre önemli bir değişiklik göstermemeli.
  • Ürün başına olan talep düzenli olmalı.
  • Siparişlerin, farklı türdeki kaynaklara getirdiği toplam yük düzenli olmalı.

Bu üç istikrardan birisi bile yoksa, TPS’nin araçlarından faydalanılabileceğini; ama Toyota’daki gibi büyük bir başarı beklenmemesini söylüyor. Çok farklı firmalarda danışmanlık yaptınız. Sizce de yalın üretim bu üç konuda istikrar talep eder mi? Yalın üretim her yerde tam anlamıyla uygulanamaz mı?

Güzel bir soru. Talep düzensizliği(mura) için çareler üretilebilmektedir. Ancak kapasitenin üzerinde aşırı yüklenme(muri), genellikle oluşturulan sistemleri fazlasıyla bozmaktadır. Aşırı yükler fasona kaydırılabilmektedir. Bu da kalite sorunlarına ve akış sürelerinin üstel uzamalarına neden olabilmektedir. Muri’nin önüne ancak firmaların ilkeli duruşa sahip satış bölümleri ile geçilebilir. Sonuç olarak Goldratt’ın saptamaları isabetlidir. Ayrıca çalışanların yalın ilkelere göre davranışlarını sürdürememesi sorunu da çok önemlidir. İnsanların eski alışkanlıkları ve firmalardaki işgücü devir oranının yüksek olması, sürdürememe sorununa neden olmaktadır. Tüm nedenleri toplarsak genellikle yalın sistemlerin tam anlamıyla Toyota Üretim Sistemi gibi işletilmesi mümkün olamamaktadır.

5) Yalın üretimin geleceği var mı? Öğrencilik dönemimin sonlarına doğru kariyerimi çizerken, benim de üstünde çok düşündüğüm bir konuydu.  Arkadaşlarımın birçoğu şu anda çok popüler olan “Big Data” alanına yönelmişlerdi. Endüstri 4.0’nın konuşulduğu bu dönemde yalın üretim nereye kadar popülerliğini koruyacak? Prof. Dr. Emre Çevikcan’ın derste çizmiş olduğu bir merdiven diyagramı hala gözümün önünde. Otomasyondan ve Endüstri 4.0’dan önce yalın üretim uygulanarak, sistem israflardan arındırılmış olmalı ve otomasyon bu yalın sistemin üzerine kurulmalı. Bu kapsamda ben de yalın üretimin hiçbir zaman popülerliğini kaybetmeyeceğini ve ileride karanlık fabrika gibi büyük yatırımların yaygınlaştığı dönemlerde, başlangıç yatırımını azaltacağı için çok daha önemli olacağını düşünüyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yalın üretime yönelmek isteyen; ama aklında soru işaretleri olan öğrenciler ve meslektaşlarım için de sormak istiyorum. Sizce yalın üretimin geleceği var mı?

Yalın olamayan bir şirketin, dijitalleşmesi ve endüstri 4.0 ‘a geçmesinin mümkün olamayacağını düşünüyorum. Ancak firma sıfırdan Endüstri 4 olarak kurulabilir. Ancak içinde yine yalın süreçler olmalıdır. Endüstri 4’ü para harcayalım, karanlık fabrikaya sahip olalım gibi düşüncelerle gerçekleştirmek çok sığ bir düşünce tarzıdır. Para harcamak kolay, ancak aklını kullanarak az ile çoğu gerçekleştirmek farklıdır.

6) Sizinle üniversitede iki yıl beraber çalışma şansı elde ettiğim için çok mutluyum. Yalın üretimi ne kadar içselleştirdiğinizi biliyorum ve bu içselleştirmeniz, hem danışanlarınıza hem de öğrencilerinize ilham kaynağı oluyor. Okuyuculara da örnek olması adına, yalın üretimi iş dışında, kişisel hayatınızda da uyguladığınız birkaç örnek verebilir misiniz?

Zamanlamaya çok dikkat ederim. Derse veya eğitime hiçbir zaman geç girmem. Herhangi bir bilgiyi veya slaytı maksimum 25 saniye içinde bulurum. Bunun için ciddi zaman harcarım. Ancak bu zamana hiçbir zaman acımam. Uzun vadede bu bana çok şey kazandırmaktadır.

Ayrıca iş ve yaşam dengesini tutturmaya çalışıyorum. Zihinsel analizler ve spor yaparak bedensel sağlığımı korumaya çalışmamı da, kendim için değer akış yönetimi olarak görmekteyim.

7) Yalın üretimi uygulayan ve uygulamaya yeni başlamış yüzlerce firma var. Yalın üretim alanında kendilerini geliştirmeleri için onlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Sürekli bu konuda öğrenmeleri ve bilmediklerini bilmeleri, yalın dönüşümün başlangıç noktasıdır.

8) Son olarak, üretim sektöründe kariyer yapmak isteyen üniversite öğrencilerine ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz ve kendilerini hangi konularda geliştirmelerini önerirsiniz?

En önemli tavsiyem öncelikle fabrika fiziğini öğrensinler. Ayrıca davranış bilimleri konusunda da çalışmalarını öneririm.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir