TPS Röportajları-1: Samet Yakışık

Röportaj öncesinde anlaşılması için bazı açıklamalar yapmak doğru olacaktır. Toyota Boshoku içerisinde birbirimize ismin sonuna san ekleyerek hitap ediyoruz. Bu Japonca hem Bey hem de Hanım anlamına gelen bir hitap kelimesidir. TPS, Toyota Production System, yani Toyota Üretim Sistemi’nin kısaltmasıdır. OMD, Operation Management Development, Bölümü’nü ise Sürekli İyileştirme Bölümü olarak düşünebilirsiniz.

Merhaba ben Samet Yakışık, 1988 Karabük doğumluyum. 2010 yılında Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Sonrasında aynı üniversitenin Mekatronik Mühendisliği yüksek lisans programına dâhil oldum ancak henüz tezi tamamlamadığım için mezun oldum diyemiyorum. Çalışma hayatına 2011-2012 yılları arasında Yılport Liman İşletmeleri A.Ş.’de görev alarak başladım. 2012 yılından bu yana da Toyota Boshoku Türkiye bünyesinde çalışıyorum. Buradaki işime ilk olarak mühendislik bölümünde başladım ve burada Corolla ve C-HR projelerinde hat kurulum çalışmalarını gerçekleştirdim. Sonrasında ise 2016 yılından itibaren Üretim ve TPS (OMD) bölümlerinde, farklı pozisyonlarda görev aldım. Hali hazırda Koltuk Üretim Departmanı’nda Üretim Müdürü olarak görev alıyorum.

1) 10 yıldır Toyota Boshoku şirketinde çalışıyorsunuz. Üretim ve Operasyon Yönetimi Geliştirme Şefliği yaptınız ve şu anda Üretim Müdürü olarak çalışıyorsunuz. Sizce Toyota Üretim Sistemi ve bu sistemin en güçlü yönü nedir?

Benim için TPS, her şeyden önce yapmak istediğini sistemli bir şekilde sağlam temeller üzerine oturtarak yapmak demektir. Kuralları, sınırları net bir şekilde tanımlanmış. Bundan dolayı uygulayıcıya kolaylık sağlıyor. Bununla birlikte uygulama esnasında da kişinin zihninin ulaşabildiği sınırlarda yaratıcılık imkânı veriyor ki bu gelişim imkânı doğururken; insana sadece kuralları uyguluyorum hissinden öte başardıklarından zevk alabilme duygusunu da tattırıyor.

Güçlü temeller üzerine kurulması, yükü ağır olsa da bu yükü onu uygulayanlara değil, kurulu sistemlere vermiş olması en önemli noktasıdır. Her ne kadar hatayı ortadan kaldırmaya yönelik çalışsa da, hata olduğunda kusuru insanda değil, sistemde arayarak da en büyük paydaşına saygıyı hep ön planda tutmasıdır bana göre en kuvvetli yönü. Sürekli iyileştirme kültürü de yine sistemin en önemli parçalarından birisidir. Sadece ürünü ve prosesi geliştirmekle kalmıyor, optimum kaynaklarla çalışmayı hedeflediği için de çalışan insanın her daim kendini geliştirmesini ve sisteme ayak uydurmasını sağlıyor. Hitozukuri ve Monozukuri, son zamanlarda en çok duyduğumuz iki Japonca kelime. Bu da aslında TPS’in odak noktasını ve güçlü yanlarını çok net şekilde gösteriyor. Hitozukuri yani insan gelişimi, insanı geliştirip, onunla birlikte optimum hat ve üretim şartlarına ulaşmayı hedefliyor.

2) Toyota Üretim Sistemi’nin çok fazla aracı var. 5S, kanban, yamazumi, standartlaştırma, jidouka, JIT, MIF, QCC, A3 raporu vs. Sizin üzerinde en çok durduğunuz araç hangisidir ve bu konuda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Hepsi çok önemli elbet; ama ben standartlaştırma demek istiyorum. Çünkü bazen prosesin daha başında bazen de en sonunda çok önemli bir yere sahip. Standart olmayan yerde iyileştirme yapmaya başlayamazsın -TPS evinin temelinde de standartlaştırma yazıyor biliyorsun- ya da yaptığın iyileştirmeyi standartlaştırmazsan koruyamazsın ve sonraki adımlara, proseslere aktaramazsın. Bu nedenle, belki de hep arka planda tuttuğumuz; ama en önemli konu budur benim için. Standartlaştırdığın zaman, ilgili konu kişilere bağlı olmaktan da uzaklaşıyor. Sonrasında kim gelirse gelsin, bıraktığı yerden devam edebiliyor. Diğer türlü konu kişiyle birlikte var olabiliyor, o gidince sonrasında gelen kişi her şeye sıfırdan başlıyor, bu da neresinden bakarsan bak zaman ve kaynak kaybı.

3) Japonya’da Ogawa san’dan TPS üzerine eğitimler aldınız. Çok güzel bir duygudur, darısı başıma😊 Aldığınız eğitimlerden bize aktarabileceğiniz değerli bir bilgi veya anınız var mıdır?

O ortamda bulunmanın hissiyatını anlatabileceğimi sanmıyorum. Umarım en kısa zamanda bu imkânı yakalarsın😊 Beni en çok etkileyen şey, TPS konusunda parmakla gösterilen bir kişinin, hele hele bu yaşta en ufak bir ego bile olmadan tüm bildiklerini hikâyelerle anlatması, daha da önemlisi bunu yaparken gözlerinin içinin gülmesi. Bu heyecanı dinlerken hissedebildik. Bu heyecandan bize çıkacak çok ders var; hele bu devirde, mevcut zorlu ortamda.

4) Endüstri 4.0 güncel ve popüler bir konu. Japon kültüründe, genelde büyük bir yatırım yapmadan önce iyice düşünülür, değerlendirilir ve ondan sonra aksiyon alınır. Sizin endüstri 4.0’a bakış açınız nasıl? Koltuk Departmanı olarak üzerinde çalıştığınız güncel bir konu var mıdır?

Endüstri 4.0 çok ama çok geniş bir kavram. Temelinde dijitalleşme yatıyor. Bizim yapmış olduğumuz çalışmalar genellikle Endüstri 4.0 yolunda dijital ortamın sağlanması üzerine. Koltuk hattında yaptığımız Safety Sıkım Sistemi ve Real Time Andon projesi bunlara örnek olarak gösterilebilir. Bundan sonraki adımda buralardan alınan verileri işlemek ve işlenen bu verileri yorumlayarak hat üzerinden bazı kararları otomatik olarak verebilmek gerekiyor. Yenilikçi ve bu konular üzerine özel hayatımda da kafa yoran biri olarak destekliyorum. Her ne kadar Japon kültürü geleneklerine çok bağlı olsa da genlerinde sürekli iyileştirme yatıyor. Değişim, yeni dünya bunu gerektiriyor ve Japon şirketlerinin de bu değişim dalgasının önünde durmayıp onunla birlikte en önde hareket edeceğini düşünüyorum. Toyota Boshoku Global’de bu konu üzerinde kafa da yoruluyor, gerekli kaynaklar da ayrılıyor.

5) Eski bir OMD’ci olarak yöneticilik yaptığınız hat liderlerine düzenli TPS sınavları yaptığınızı ve onların bilgi seviyesini ölçtüğünüzü biliyoruz. Hat liderlerinizi ve ekibinizi TPS anlamında güçlendirmek için neler yapıyorsunuz?

Ogawa San ile yapmış olduğumuz TPS oturumlarında, en çok aklıma kazıdığım sözlerden birisi, “Back to origin” idi. TPS, çalışmakta olduğumuz firmanın özü ve buraya her daim bağlı kalmalı ve en iyi biz bilmeliyiz. Birlikte çalıştığım arkadaşlara da hep bu merkezden uzaklaşmamalarını tavsiye ediyorum ve onu hatırlatmak, bildiklerimi anlatmak için elimden geleni yapıyorum. Bu doğrultuda bizzat kendim de TPS eğitimleri veriyor, ayrıca fabrika içinde yapılan diğer eğitimleri de destekliyorum. Hiç beklemedikleri anlarda sözlü veya yazılı sınavlar yapıyorum, korkarım yapmaya da devam edeceğim😊 Kendi açımdan bakarsam da, 10 sene önce buraya mühendis olarak girdiğimde, şu an liderlik yapan pek çok arkadaşla birlikte çalıştım ve çok yardım gördüm, birlikte çok şey başardık. Şimdi ben de bildiklerimi öğretme fırsatı yakaladığımı düşünüyorum. Bir nevi gönül borcum var. Yöneticileri olabilirim evet; ama bu görevde yönetmek bir yana; en büyük amacımın ve isteğimin onları geliştirmek olduğunu söyleyebilirim.

6) “İnsana saygı” kültürü, Toyota grubunun en önemli ve en temel parçalarından birisidir. Bu kültürün iş hayatımızdaki olumlu etkilerinden bahsedebilir misiniz?

İşler her zaman planlanıldığı gibi gitmiyor. Her ne kadar amacımız hızlı aksiyon alıp, çözümler bulmak olsa da başaramadığımız durumlar oluyor. Birbirine saygı duyan insanların olduğu bir ortamda iş ilişkileri, ikili ilişkiler de oldukça gelişmiş oluyor. İşte bu tökezlediğin anlarda, birisi senin elinden tutuyor ve birlikte yürüyorsunuz. Başarıyı paylaştığın gibi, başarısızlıkta da yalnız hissetmemiş oluyorsun. 10 senelik tecrübemde çok hata yaptım, bu beni çok geliştirdi; ama daha da güzeli hep yanımda birilerini hissettim, saygı gördüğümü ayrıca sevildiğimi de defalarca kez hissettim. Paha biçilemez.

7) Yalın üretim uygulamalarında başarılı olmak için yönetimin işin içinde olması çok önemlidir. Yol göstermesi açısından, üst yönetimimizin yapılan çalışmalardaki aktifliği hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kesinlikle öyle. Bu hem çalışanın yaptığı işi güvenle yapması açısından, hem de ayıracağı kaynaklar için gerekli bütçe açısından çok önemli. Tabii ki TPS grubunun yaptığı çalışmaların sahada karşılık bulabilmesi ve kabul edilebilmesi için de hayati öneme sahip. Burada çalışmaya başladığım günden beri belki de bu desteğin en çok olduğu dönemlerden birini yaşıyoruz.

8) Ülkemiz adına Toyota grup şirketlerinin Türkiye’de olması, yalın üretimin yaygınlaşabilmesi adına çok büyük bir fırsat; ama firmalardan teknik gezi ve benchmark; üniversitelerden ise eğitim talebi beklenenden daha az geliyor. Sizce bunun nedeni nedir veya bizim eksiğimiz nedir?

Bu biraz bizimle de alakalı diye düşünüyorum. Son yıllara kadar hem dışarıdan gelen denetçi/danışmanların geri dönüşleri, hem de bizim yaptığımız en büyük öz eleştiri çok fazla içeriye dönük olduğumuz yönündeydi. Yani kapalı kutu olarak çalışıyorduk. Bu know-how koruma düşüncesi de olabilir, kendi kendine yetebilmeden dolayı ihtiyaç duymama da olabilir. Tabi durum bambaşka, akıl akıldan üstün ve değişen dünyada sadece TPS değil, insan kaynakları vs. de dâhil olmak üzere herkesin birbirine ihtiyacı var. Diğer kurum ve kuruluşların taleplerinin az olması da bu kapalı yapıya ulaşamayacaklarını düşündüklerinden olabilir, ya da özellikle üniversiteler için, ülkemizin genel rahatsızlığı çok fazla teorik ilerlememiz olabilir diye düşünüyorum.

9) Yalın üretim uygulayan yüzlerce firma var. Yalın üretim anlamında kendilerini geliştirmeleri için onlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Öncelikli tavsiyem inanmaları. Çünkü doğruya ulaşabilmek ve durumdan emin olmak için aynı şeyi yeri geldiğinde defalarca tekrarlamak durumunda kalacaklar. İnanmadığında sıkılıp, vazgeçmek kolay olacaktır. Daha sonra da kesinlikle iyi örnekleri de inceleyerek, güzel bir eğitim almaları, bu işle ilgilenen çalışanlarına kapsamlı bir eğitim ortamı sağlamalıdırlar. Çünkü bu iş idareten yapılmaya çalıştığında kayıp; bilinçli bir şekilde yapıldığında da firmalar açısından hem maliyet anlamında kazanç, hem de çalışanlara başarma duygusu ile birlikte güven verecektir.

10) Son olarak, üretim sektöründe kariyer yapmak isteyen üniversite öğrencilerine ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz ve kendilerini hangi konularda geliştirmelerini önerirsiniz?

Üretim, özellikle de TPS’nin hâkim olduğu bir fabrikada üretim oldukça dinamik bir yapıya sahip. Bunun yanında mavi yaka personelin ağırlıklı sayıda çalıştığı, emek harcadığı bir bölüm. Bu nedenle öncelikli tavsiyem-ki bu sadece iş hayatı için de değil- insan ilişkileri konusunda kendilerini geliştirmeleri olacaktır. İnsana saygı, emeğe saygı ve meslekleri gereği üreten insanlara yardım, temel amaçları arasında olmalıdır. Bunun yanında da akışa ayak uydurabilmeleri için oldukça dinamik olmalı ve birçok işi aynı anda yürütebilmeyi öğrenmelidirler.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir