Staj Notları
Üretim stajımı tez danışmanım Prof. Dr. Bülent Durmuşoğlu’nun danışmanlık yaptığı bir firmada uzun dönem stajyer olarak yaptım. Temmuz ayında başlayıp aralık ayında biten beş aylık bir süreçti. Hem stajımı yaptım hem de tezimin uygulama kısmını gerçekleştirdim. Tez konum “The Principles of Lean Cell Design and An Implementation in A Real Manufacturing System” yani yalın hücre tasarımının prensipleri ve gerçek bir üretim sisteminde uygulamasıydı.
Çalıştığım fabrika üç üretim katından oluşuyordu. Katlar, en çok üretilen ürünlerin isimlerine göre; hücreler ise genelde büyük müşteri isimlerine göre adlandırılmışlar. Üretilen ürünler genelde sıcak su, buhar ve yağ ekipmanlarıydı. Bunlar çoğunlukla çeşitli paslanmaz çelik parçaların yoğun kaynak süreçlerinden geçmesiyle oluşturulan ürünlerdi. Fabrika, yalın yolculuğuna altı sene önce Bülent Hoca’yla beraber başlamış ve çeşitli hücrelerde yalın çalışmalar yapılmış. Çok ilerlemeler kaydedilmekle beraber, daha çalışılacak birçok hücre vardı.
Ben, birinci kat olan kompansatör katında ve H. hücresinde çalıştım. Müşterinin ismini saklı tutmak adına tezde de H. hücresi olarak adlandırmıştım. H. hücresi yalın çalışmaların hiç yapılmadığı ve ürün çeşitliliği sebebiyle diğer hücrelere göre daha zor bir hücreydi. Hücrede on yedi çalışan ve üretilen yirmiden fazla farklı ürün vardı.
İlk olarak bana bütün ürünlerin iş akış diyagramları ve teknik resimleri verildi. Ben ikisine bakarak ürünlerin mevcut durum değer akış haritalarını(DAH) kâğıtlara çizdim. Bu değer akış haritalarını hücrenin üretim mühendisine göstererek üzerinde gerekli düzeltmeleri yaptık. Mevcut durum dahlarda bazı operasyonların çevrim süresi ve bazı süreç içi stok sayıları eksikti. Eksik süreler için ilgili operasyonlarda zaman etüdü yaptım ve süreç içi stokları da saydım. Mevcut durum dahlar tamamlandıktan sonra hücrenin üretim mühendisi, sürekli iyileştirme ofisi mühendisleri, Bülent Hoca, ben ve bazen hücredeki çalışan arkadaşlardan oluşan bir ekip olarak mevcut durum üzerinde çalışıp gelecek durum için önerilerde bulunduk ve gelecek durum haritasının nasıl olacağını belirledik. Mevcut durumdaki önerileri uygulamaya başladık. Hücremiz iyileşmeye başladı ve güzel sonuçlar alındı. Bütün süreci ve sonuçları buraya yazıp yazıyı uzatmak istemiyorum. Benim için çok iyi bir tecrübe oldu ve güzel, içime sinen bir tez yazmış oldum. Yazdığım tezle de İTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü kapsamında en iyi bitirme tezi yarışmasında ikincilik ödülü kazandım. Mezun olmadan önce güzel bir son oldu.
Çalıştığım fabrikada yalın bakış açısından gördüğüm bazı eksiklikleri yazmak istiyorum. Görüşlerim tabii ki tecrübesiz bir mühendisin görüşleri ve doğruluğu tartışılabilir.
- Beş ay boyunca çalışmalarım esnasında farklı departmanlara girip çıktım. Girdiğim her departmanda insanlar oldukça sıcakkanlıydı, benimle ilgilendiler, sorularımı yanıtladılar ve sohbet ettiler. Biraz sohbet ettikten ve benim yalın üzerine tez yazdığımı öğrendikten sonra ise kendi departmanlarında yaşadıkları sıkıntıları anlatmaya başlıyorlardı. Bu sıkıntıların sebebi ise her zaman olduğu gibi başka departmanlar veya insanlardı! Böyle bir problem gerçekten vardı ve bir türlü çözülmüyordu.
Bunun çözümü, her departmandan yetkililerin katıldığı düzenli çapraz toplantılar düzenlemek.
- Satış departmanı üretimden kopuk çalışıyordu. Üretimin kapasitesine bakmaksızın müşterilerle anlaşıyorlardı. Bu da benim hücrem dahil olmak üzere hücrelerin üzerinde baskı oluşturuyordu. İşleri yetiştirmek adına kurulan düzen bozuluyor ve o sipariş yapılmaya başlanıyordu.
Bunun çözümü satış departmanının da yalın eğitim alması ve üretim müdürleriyle koordine şekilde çalışmasıdır.
- Hücremdeki çalışanlarla aram çok iyiydi. Sürekli aynı hücrede çalıştığımız için sohbet ediyorduk. Zaman etüdü yapmaya başladığım ilk zamanlarda süre tutmam hoşlarına gitmemişti; ama sonradan bu sorun ortadan kalktı. Hatta ofiste çalıştığım zamanlarda telefondan mesajla kaynak yapmaya başladıklarını, istersem süre tutabileceğimi bile söylemeye başlamışlardı. Süre tutmamıza rağmen çalışanların neredeyse hepsinin dediği problem tedarikçi problemiydi ve onlara karşı bir şey diyemesem de haklılardı. Bütün operasyonların sürelerini aşağı yukarı hücrenin üretim mühendisi tahmin edebiliyordu; ama biz birkaç dakika bile önemli, tam olsun diye süre tutuyorduk. Zaman etüdü yaparken de çalışana bunu neden yaptığımı ve onunla alakası olmadığını açıklıyordum. Çalışanların verdiği cevap da, buradan kazanılacak olan bir iki dakikadan önce, tedarikçi probleminin çözülmesi gerektiğiydi. Çünkü bazen tedarikçinin iki hafta boyunca ürün göndermediği oluyordu veya gönderdiği ürünlerin %90’ının hatalı olduğu oluyordu. Hatalı değilse bile çoğu zaman ürünlerin üstünde ek işlem yaparak düzeltilmesi gerekiyordu. İki hafta boyunca ürün gelmediği zamansa yapılan bütün tek parça akışı çalışmaları doğal olarak çöp oluyordu. O yarım kalan ürün öylece tedarikçiyi bekliyor, çalışan veya çalışanlar başka parçalara geçiyordu.
Bunun çözümü ucuz; ama kötü tedarikçiden vazgeçip hedefler ve stratejiler doğrultusunda uzun vadeli çalışabilecek yeni tedarikçiler bulmak.
Yalın Dönüşüm kitabını yeni bitirdim. O kitap sayesinde gördüğüm bir eksikliği de yazayım. Kitap boyunca sürekli tekrarlanan şey, CEO’nun yalın çalışmalara bizzat katılması gerektiğiydi. Kitapta ayrıca yalının bu kadar başarısız olmasındaki en büyük iki sebepten birinin liderlik eksikliği olduğu belirtiliyordu. Ben çalıştığım süre boyunca staj yaptığım şirketin CEO’sunu sahada, şirkette, yemekte hiçbir yerde görmedim. Belki başka departmanlarda veya üretimin başka katlarında bulunmuş olabilir; ama en azından danışman olarak çalışan Bülent Hoca’nın geldiği günlerde bazı çalışmalara katılabilirdi.
Başka eksiklikler de yazılabilir; ama bunlar benim neden çözülmediğini merak ettiğim eksikliklerden bazı örneklerdi. Staj yaptığım beş ay oyunca sürekli merak ettiğim soru ise şuydu: Ben tecrübesiz bir mühendis olmama rağmen bunun gibi eksiklikleri görebiliyor ve çözümlerini bilebiliyorsam nasıl olur da onca mühendis, müdür ve yönetici bunları göremez veya görüyorsa da çözüm bulmaz? Belki de dışardan konuşmak kolaydır. Bir problemi çözmek bu kadar kolay değildir. Bana şu anda problemlere çözüm bulunmaması çok anlamsız geliyor. Yıllar geçtikçe bunun cevabını verebileceğim büyük ihtimalle. Zamanı geldiğinde bu yazının altına bir düzeltme eklerim. Bakalım cevabı ne olacak?