İlk İşim

Heyecanla mezun olduktan sonra iş aramak, başta çok hevesli başlanıp gitgide zorlaşan, aylar geçtikçe baskının arttığı zor bir süreç. Süreci olabildiğince keyifli ve verimli geçirmeye çalışmak lazım. Çünkü iş ararken geçen 2 veya 6 aylık zaman, normal şartlar altında emekli olana kadar bir daha karşınıza gelmeyecek. Hayatınızda ertelediğiniz şeyleri bu dönemde gerçekleştirebilirsiniz. Söylemesi her ne kadar kolay olsa da, uygulamanın iş arama psikolojisinde zor olduğunu biliyor ve iş arayan herkese kolaylıklar diliyorum.

“İş nasıl aranır?” konusunu konuşacak olursak naçizane birkaç tavsiyem olacak. Ondan sonra kendi sürecimi anlatacağım. Lise son sınıfta bizim dönemimizde adı YGS-LYS olan sınavlardan çıktıktan sonra öğrencilerin yaptığı bir yanlış vardı. Tercih listesini Boğaziçi İnşaat Mühendisliği, İTÜ Makina Mühendisliği, Osmangazi Tıp Fakültesi, Dokuz Eylül Mimarlık şeklinde yapmak… Ömür boyu yapacağınız mesleği, bir bakıma şans eseri belirlemek kabul edilebilecek bir şey değil. Doğrusu, iyice araştırıp hangi mesleği seçeceğine karar verdikten sonra tercih yapmaktır. Örneğin Boğaziçi İnşaat, İTÜ İnşaat, Osmangazi İnşaat ve Dokuz Eylül İnşaat Mühendisliği…

Lise dönemimizde yaşımızın küçük olmasından dolayı yapabileceğimiz bu hatayı, üniversiteyi bitirdikten sonra yapmamalıyız. Endüstri mühendisliğini bitirip A şirketi planlama mühendisi, B şirketi lojistik mühendisi, C şirketi üretim mühendisi ve D şirketi IT mühendisi ilanlarına aynı anda başvurmamalıyız. Hangi dalda uzmanlaşacağımıza karar verip, kararlı bir şekilde sadece seçtiğimiz daldaki ilanlara başvurmalıyız. Hangi sektörde çalışmak istediğimize karar verebilirsek daha da iyi olur. Türkiye’nin en iyi şirketinde çok fazla istemediğiniz bir pozisyonda çalışacağınıza, daha alt sıralarda, yine iyi bir şirkette istediğiniz pozisyonda çalışmak daha doğrudur.

Ben öğrencilik yıllarımda hep otomotiv sektöründe üretim mühendisi olarak çalışmak istedim. O dönemlerde süreç mühendisliği gibi bir meslekten haberim yoktu. Üretim stajımı öğrencilik yıllarımın sonlarına doğru, Sürekli İyileştirme Departmanı’nda yaptıktan sonra süreç mühendisliğini öğrendim. Mezun olunca sadece üretim mühendisliği ve süreç mühendisliği ilanlarına başvurdum. Yalın üretim üzerine kendimi geliştirmiştim ve bu alanda çalışmak istiyordum. İçinde “yalın üretim” geçmeyen hiçbir ilana başvurmadım. Bu kadar kısıt koyunca başvurulabilecek ilan sayısı azalıyor, süreç uzuyor; ama belki de 30-40 yıl yapacağınız iş için 3-4 ay beklemek sorun olmamalıdır.

Benim hayalim Toyota’da çalışmaktı. Çünkü Toyota, yalın üretimin doğduğu şirket. Uzmanlaşmak istediğim alanda, konuyu en iyi öğrenebileceğim yer. Ocak ayında mezun olduktan sonra ilk olarak Toyota’ya ve birkaç büyük şirkete başvurdum ve 3-4 ay bekledim. Bu zaman zarfında kişisel işlerimle ilgilendim. Süreci yönetmek şu bakımdan zor: İstediğiniz şirket(ler)ten çağrılıp çağrılmayacağınız belli değil ve bu zamanda başka şirketlerden çağrılabilirsiniz, hatta iş teklifi bile alabilirsiniz. Verdikleri teklifin şartları da iyiyse nasıl reddedeceksiniz? Neye göre beklemeye devam edeceksiniz? İstediğiniz şirket için iyi bir teklifi kaçırma durumunuz da olabilir. Burada sizin kararlılığınızdan daha çok şans faktörü devreye giriyor.

İTÜ’de her sene kariyer zirvesi düzenlenir, şirketler gelir, kendilerini tanıtırlar, staj ve iş başvurularını toplarlar. Mezun olmadan önceki katıldığım zirvede, Türkiye’nin büyük otomobil üreticilerinden bir tanesinin insan kaynakları uzmanı şöyle bir tavsiye vermişti: “Binlerce başvurudan bulunma şansın zor. Linkedin üzerinden bölüm müdürlerine ve insan kaynakları müdürlerine mesaj at. Bu mesajlar, kişinin ne kadar istekli olduğunu gösterdiği için iş görüşmesine çağırıyoruz.” Ben bu durumun müdürler için rahatsızlık verici olup olmadığını sorduğumda ise; mesajların rahatsızlık verici olarak düşünülmediğini ve yeni trendin bu olduğunu söyledi. Ondan sonra kendime şöyle bir plan yaptım: Zaten 3-4 ay kişisel işlerim var. Toyota’ya ve birkaç büyük otomobil şirketine başvurur ve beklerim. Süreci kolaylaştırmak adına da başka şirketlere başvurmam. Toyota görüşmeye çağırırsa istediğim olur, çağırmazsa haziranda linkedin üzerinden müdürlere yazmaya başlarım.

Linkedin üzerinden yazmaktaki amaç, sadece iş görüşmesine çağrılabilmek. İş ilanlarına binlerce başvuru geliyor. O kadar başvuruyla uğraşabilmek için de insan kaynakları çalışanları mecburen filtre koyuyorlar. O filtrelerden herhangi birine takılmanız durumunda hiçbir şansınız kalmıyor. Ben kendime güveniyordum. Yalın üretimle alakalı işlere başvuruyordum ve bu konuda bilgim vardı. İngilizcem de iyiydi. Görüşmelerde heyecanlanacak veya stres yapacak biri de değilim. Benim için geriye tek bir problem kalıyor; o da filtrelerden geçip iş görüşmesine gidebilmek. Benim gibi yüzlerce adayın olduğuna eminim.

Hazirana kadar(4 ay) hiçbir şirketten dönüş gelmeyince, linkedin üzerinden çalışmak isteyeceğim şirketlerin, üretim ve insan kaynakları müdürlerine mesaj atmaya başladım. Türkiye’deki bütün büyük otomobil üreticilerinin ilgili müdürlerine kendimi kısaca tanıtarak arkadaşlık isteği yolladım. Çoğu kabul edilmedi. Kabul eden müdürlere, kendimi daha iyi tanıtarak sadece görüşmeye gelmek istediğimi belirttim. Aralarından yine küçük bir kısmı yardımcı olup ilgili yerlere özgeçmişimi ilettiler. Bazen de başka pozisyonlar için görüşmeye çağırmak istediler. O konuda kararlılık gösterip, sadece üretim veya süreç mühendisliği istediğimi söyledim. Yüzlerce kişiye arkadaşlık isteği yollayıp, onlarca kişiye kendimi tanıttıktan sonra elde ettiğim sonuç şu oldu: 1 telefon görüşmesi, 1 skype görüşmesi, 2 tane de yüz yüze görüşme. Yüz yüze görüştüğüm şirketlerden birisi, Türkiye’nin en büyük otomobil şirketlerinden biriydi. Aşamaları geçip panel mülakatlara geldim. Panel mülakattan sonra işe başlama süreci çok hızlı gerçekleşiyordu. Yalın üretimle uğraşabileceğim bir pozisyon olmadığı için ilerleme sağlayamadım. Son aşamaya gelmişim, büyük, global bir şirkette başka bir pozisyonda başlayayım demedim.

2 ay sadece birkaç görüşmeyle geçti. Ağustos ayında, İstanbul’da otomobil sektöründe yalın üretimle çalışan global bir şirketin üretim/süreç mühendisliği ilanına başvurdum. Normalde İstanbul’daki hiçbir iş ilanına başvurmuyordum. Çünkü İstanbul’da yaşamak istemiyordum; ama 2 ay boyunca uğraşıp dönüş alamamak, insanı köşeye sıkıştırıyor. İş bulamayacağım stresiyle birkaç ilana başvurdum. Paragrafın başında bahsettiğim şirket birkaç gün içinde görüşmeye çağırdı. İki yüz yüze görüşmeden sonra da yazılı olarak iş teklifinde bulundular. İşte bu süreci yönetmek zor. Teklif ettikleri maaş, benim istediğim maaş aralığının içindeydi. İstanbul’da ailemin yaşadığı eve yakındı. Yol derdim olmayacaktı ve kira vermeyecektim. Daha iyi bir iş bulacağımın garantisi olmasa da teklifi reddettim.

3 hafta sonra, yine linkedin üzerinden onlarca kez yazdığım şirketlerden birisi olan Toyota Boshoku’dan lojistik mühendisi ilanı için arandım. Toyota Boshoku beni aramadan önce, kariyer.net’te şirketin Process Engineer ilanı vardı ve bir hafta önce ilan kalkmıştı. Ben o pozisyon için müdürlere çok mesaj atmıştım. Kaldırılınca da herhalde birini buldular diye düşünmüştüm. Telefonda lojistikle ilgilenmediğimi ve process engineer pozisyonu için çok uğraştığımı dile getirdim. İnsan kaynaklarından görüştüğüm kişi de, o pozisyon için görüşmelerin devam ettiğini ve pozisyonun müdürüyle iletişime geçip bana döneceğini söyledi. Birkaç saat sonra 22 Ağustos Salı gününde, hem İngilizce sınavı hem de yüz yüze mülakat için çağırdılar. İstanbul’dan asker çantamla yola çıktım. Çünkü 3 Eylül’de bedelli askerlik için birliğe teslim olmam gerekiyordu. Salı sabahı saat 10’da 50 soruluk, 1 saat süren İngilizce sınavına girdim. Sınav beklediğimden biraz daha zor geldi. Seçici bir sınav olduğu belliydi. Sınavın sonucunun yeterli olduğu belli olunca yüz yüze mülakatlara başladık. İlk olarak, insan kaynakları şefi ve telefonda beni görüşmeye çağıran kişiyle görüştüm. İnsan kaynakları şefi oldukça güler yüzlüydü, samimiydi ve benim ortama çabucak alışmamı sağladı. Görüşmemiz olumlu geçtikten sonra, sıra ilgili bölümün şefiyle görüşmeye geldi. Bundan 1,5 sene önce, üniversitede tez danışmanımın yüksek lisans sınıfıyla Toyota Boshoku’ya gitmiştik. Yalın üretim dersi için  yapılan bir ziyaretti. Bize fabrikayı gezdiren mühendis, şimdi benim karşımda ilgili bölümün şefi olarak oturuyordu. Bu garip tesadüfe çok sevinmiş, onlarla paylaşmıştım. Bölüm şefi o görüşmemizde Process Engineer ilanı dışında, Operasyon Yönetimi Geliştirme Departmanı’nda da bir ihtiyaç olduğunu ve onu isteyip istemediğimi sordu. Bunu süreç geliştirme departmanı olarak düşünebilirsiniz. Ben de o pozisyonu da kabul edebileceğimi söyledim. Normal şartlar altında görüşmelerin burada bitmesi ve sonraki görüşmeler için tekrar aranmam gerekiyordu. Sanırım hem kısa zamanda askere gidecek olmamdan dolayı hem de istekli olmamdan dolayı müdürlerle görüşmeye başladım. Birkaç saat sonra ilgili bölümün müdürüyle görüştük. Görüşmeler hep 15-20 dakika civarında sürdü. Görüştüğüm bütün kişiler gayet ilgili ve iyiydiler. Hepsinin size ilerde yardımcı olacağını hissedebiliyordunuz. Görüşmeler arasında birer saat boşluklar oluyordu. Planlanmamış bir durum olduğu için gayet normaldi. Günün sonunda 3 müdür ve 2 şefle görüştüm. Her görüşmenin yarısı Türkçe, yarısı İngilizce konuşarak geçti. Yazılı sınavdan geçilse bile görüşmelerde İngilizce konuşulması speaking’e ne kadar önem verdiklerini gösteriyor. Diğer iş mülakatlarımda birkaç kişiyle İngilizce konuştuktan sonra daha sonraki aşamalardaki müdürler tekrardan İngilizce konuşmayı gerek görmezlerdi. Bu iş mülakatımda ise görüştüğüm toplam 5 kişi de görüşmenin yarısından sonra İngilizce devam etmek istedi. Her ne kadar grammar ve kelime bilginiz yeterli olsa da konuşmanızı akıcılaştırmak için çalışmanızı öneririm. Sabah 10’da başlayan görüşmeler akşam 6’da bitti. Belki 2 ay sürecek görüşmeler bir günde bitmişti ve her şey yolundaydı. Askere gitmeden önce görüşmelerin olumlu olduğu konusunda insan kaynakları şefi beni bilgilendirdi. İki hafta sonra askerdeyken telefonda resmi iş teklifini aldım ve kabul ettim.

1 Ekim’de Operasyon Yönetimi Geliştirme Departmanı’nda Süreç Geliştirme Mühendisi olarak işe başladım. Artık yalın üretimi, dünyada en iyi öğrenebileceğim yerde, yalın üretimin doğduğu yerde öğreneceğim. Yazacağım yazıları bunun sorumluluğunu taşıyarak daha bir özenle yazacağıma emin olabilirsiniz.

Yıllarca okuyup emek verdikten sonra iyi şirketlerde, istediğimiz pozisyonlarda ve güzel şartlarda çalışmak hepimizin hakkı. İş arama sürecinde, arkadaşlarımızın bir kısmı istedikleri pozisyonlarda başlamadılar. Bir kısmı, istedikleri pozisyonlarda başladılar; ama istedikleri şirketlerde çalışmıyorlar. Bir kısmı da sırf özgeçmişlerine büyük, global bir şirketin ismini koyabilmek için düşük maaşları kabul ettiler. Bunların hiçbirisi değiştirilemeyecek büyük kararlar değil. Herkesin istediği şirkette, istediği pozisyonda ve aradığı şartlarda çalışma şansı var. Yeter ki onun için kararlı olalım, hayalimizi gerçekleştirebilmek için kendimizi geliştirelim ve bıkmadan usanmadan onu elde edene kadar şansımızı denemeye devam edelim…

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir